Bir Osmanlı kasabasında kadısın. Divan kuruldu, avlu doldu; karşına hırsızlar, iftiracılar, çaresizler ve kurnazlar geliyor. Her biri derdini anlatıyor; sen dinliyor, soruyor, delilleri inceliyorsun. Sonra mühür elinde: MAHKÛM ET ya da BERAAT.
İKİ TERAZİ, TEK VİCDAN
Bir yanda Padişah'ın fermanı ve adalet, öbür yanda halkın gözyaşı ve merhamet. Her hükmün iki ölçüyü de oynatır. Adaletin sıfıra düşerse azledilirsin; merhametsiz kalırsan geceleri uyuyamazsın.
İKİ SEZON, 64 DAVA
Kasaba divanından payitahta uzanan bir yolculuk: ekmek hırsızından beyin şımarık oğluna, kıtlık vurgunundan yangın kundakçısına, saray entrikalarından salgın adaletine... Ve iki finalde de bambaşka bir sınav: önce öz kardeşin, sonra Padişah'ın gözdesi.
GÖRSEL ROMAN GİBİ
Her dava karşılıklı konuşma sahnesiyle oynanır: karakterler konuşur, sen sorgularsın. Dikkatli dinle; yalancının ağzından kaçırdığı tek kelime hükmünü değiştirebilir.
HER GÜN YENİ SEBEP
Günün Davası ile her gün herkese aynı gelen vakalar; serini büyüt. Çırak Kâtip'ten Efsane Kadı'ya rütbe atla, başarımları topla, gizli sonları keşfet. Hikâye bitince Sonsuz Divan açılır; kararların ağırlaşır, terazi hiç durmaz.
Tamamen çevrimdışı. Reklamsız. Hesap yok, takip yok.
KÜLLİYE
Divanın artık bir külliyesi var. Kâtip Odası'nda kadro kur: kulağı delik Nedim, zaptiye başı Cafer, muhtesip Derviş, tellal Şakir. Beytülmal'de keseni yönet, vakıf eserleriyle güçlen, Sicil Defteri'nde hükümlerinin arşivini tut.
Hüküm vermeden önce şahit çağır, sicile bak, ehl-i vukufa danış; dilersen müftüden fetva iste. Mahkûm ettiğinde cezayı da sen takdir et: para cezası keseni doldurur, zindan ibret olur, falaka korku salar.
Paşaların iltimas mektupları kapına dayanır; istenen hükmü verirsen kese dolar ama yolsuzluk mühre işler, müfettişler unutmaz. İsabetli hükümlerle Büyük Dava dosyasını doldur, kaçakçılık şebekesini çökert. Her sabah dünkü hükümlerin kasabada yankılanır.
Show more